26 Temmuz 2012 Perşembe

CerenJ Ağacımı Diktim


Ağacımı diktim. Dikmeden önce tecrübeli, bu işlerden anlayan, bilgili birini aradım aklıma Abdullah amcam geldi.

84 yaşındaki Abdullah amcamı üşenmedim gittim evinden aldım, getirdim. 'Sen eski topraksın, diktiğin ağaçlar yıllardır diktiğin gibi ayakta duruyor, bunuda dik bu da  yıllarca ayakta dursun.' dedim.

Çukurun ilk kazmasını da son kazmasını da kendisi vurdu.

Damadım Aydın'ı çağırdım. 'Dik bu ağacı açılan çukura.' dedim.
Dikim işleri devam ederken bende bildiğim dualar ve temennilerle dikenlerin başında bulundum. Sağ olsun Abidin Bey, öyle güzel bir ambalaj yapmış ki, 40 santimden fazla tüp naylonun içinde göndermiş ağacı. Naylon yırtıldıktan sonra olduğu gibi toprağın içerisine gömüldü. Gömülmeden önce zemine yarım kova keçi gübresi dolduruldu, ağaç toprağıyla beraber, kökleri güneşten korunarak tecrübeli ellerle dikildi.

İyi ki geldin güzel ağacım, ben olmasam da sen asırlar boyu bu topraklarda olacaksın. Dikildiğine 3-5 kişi canlı olarak, 3-5 kişi de görsel olarak şahit oldular. Büyüdüğünde, her ilkbahar mavi mavi çiçekler açtığnda, bizler çok uzaklarda veya hiç bu dünyada olmasak da şahitlerini asla unutma...

Değerli arkadaşım J. tekrar teşekkürler...

Teşekkürler Ceren kardeşim...

Datça Burgaz Kazı Çalışmaları

 
Köylülerimin yanına gittim, Burgaz ören yerinde kazıda çalışan köylülerimin. Ömerin, Şenerin, Şenolun çalştığı yere.  İçlerinde bir eksik vardı ERHAN...
Burgaz ören yerindeki kazıların gidişatını gösteren tabela.
Köye geldiğimden beri Ömerimi görememiştim, iyi ki gitmişim kazı yerine. Ömer kardeşimi görmüş oldum. Aşıcı Ömer kardeşim.

Kazı çalışmaları aralıksız devam ediyordu. Geçen seneden tanıştığım genç öğrencileri aradı gözlerim. İçlerinde birisi vardı İstanbul'lu 'Evrimci' kardeşim, onu göremedim.

Güneşin altında nasılda çalışıyordu arkadaşlarım, talebeler ve Değerli Hocaları Nadire Hanımefendi... 
Sağolsun Nadire Hocamız, kazı alanına bizlerin girmesi sakıncalı olduğu halde bize gereken değeri vererek yanımıza kadar gelip hal, hatır sordu.

Bu işleri seven, kazı işlerini gönülden destekleyerek çalışan köylülerim belli ki Nadire Hocalarını çok seviyorlardı. Ve yine inanıyorum ki, işçilerinden daha çok alanda gezen, talimatlar veren Nadire Hocanım işçilerinden daha çok çalışıyordu.  Sanki topraktan fışkırmışcasına bronz bir heykel gibi, Hannibal'casına elemanlarının yanındaydı...

Beyaz tişörtlü, işinin sevdalısı, güneşin yakıp kavurduğu Nadire Hoca...   

Kazı yerine gittim, 5-10 dakika durdum ama utandım, sıkıldım. Sanki binlerce yıllık bir tarihin günyüzüne çıkmasını engellemişim gibi geldi bana...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

CerenJ Ağacım geldi

Bilindiği üzre köyümdeki İncir ağacım kurumuştu. Onun yerine bir ağaç dikmem gerekiyordu, sorduğumda soruşturduğumda bahçeye yakışacak olan Jacaranda ağacı idi.

Ülkemizde adı Jakaranda olan Ceren kardeşimin tafsiyelerinden faydalanarak bu ağacı dikmeye karar vermiştim.

Ama, ağacın fidesini nereden bulacaktım?  Onu da hallettik.

Sağolasıca Kardeşim J. gerekeni yaparak ağacı buldu, buluşturdu bana yolladı.
Datça'da MNG kargo yokmuş,

Bre MNG kargo Datça'da neden yoksun? Halbuki burasının çoğu il ve ilçeden kargoya ihtiyacı var. Çağla mevsimi çağla, badem mevsimi badem, bal, zeytin yolluyor millet dört bir tarafa, Gariban Gökhan ağaya ayda yılda bir kargo yollamıyorlar ki.

 Fotoğraflarda görüldüğü gibi CerenJ ağacının geliş, daha doğrusu büyüyeceği yere gelişinin görüntülerine tanık oluyoruz. Ağaçlarım çok kıymetlidir benim, benim için insan haricinde tüm varlıklar kıymetlidir zaten, düşünemedikleri, hareket edemedikleri, ağızları olup dilleri olmadıkları, kendilerini savunamadıkları için... 
Yeni ağacımın fotoğraflarını çekmelere doyamadım. İlk defa buraya geliyordu ağacım, yaprakları açmış olda da Datça'nın havasını ilk defa soluyordu, Yaklaşık 800 kilometre yol almıştı doğduğu topraklardan,
Güzel ağacım, sen ne kadar topraklarından sökülüp buralara getirilmişsen de bana emanetsin. Ben senin yeni sahibin, babanım. Sen bana emanetsin, senin büyümen için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Sen daha bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmiyorsun, dalların uzadıkça, yaprakların dökülüp yenilendikçe dünyayı tanıyacaksın. Çok şeyleri duyacaksın altında oturanlardan, iğreneceksin belkide bu dünyadan.

Ama yalnız değilsin, yanında kardeşlerin var. Çağla-badem, incir, limon, portakal, yeni dünya gibi kardeşin ağaçlar. Hiç bir zaman unutma ki, benim gibi bir baban var... Şu saatten sonra sen benim evladımsın...

Canım ağacım, benki de ben senin gölgende olacağım yıllar sonra, aynı yerde, yanında. Zira beş bin yıl önce ölmüş bir insan var yanında... 

J. Kardeşim, ne kadar sevinç içerisinde olduğumu bilemezsin, gönderenden, getirenden Allah razı olsun. Ağacın ilk suyunu verdim, dikileceği yerin yanına koydum, sabahleyin serinlikte sonsuza kadar kalacak yerine dikeceğim. Çok sağ ve var olasınız...

24 Temmuz 2012 Salı

Sabah Sabah...

Sabah erkenden Muhammet amca aradı. 'Bahçedeyim biraz yüküm var gel al beni.' dedi. Arabaya baktım ki, Karakız kedi arabanın kaputunda güneşleniyor. Kaldırmaya da kıyamadım. 
Arabayı çalıştırdığım halde Karakız kedi oralı bile olmadı.
Neyse Muhammet amcanın yanına gittim, yüklerini alarak evine bıraktım. Bana da bir şeyler topla dedi. Evi aradım Şrf, 'Biraz bamya varsa topla.' dedi. Bahçeden taze taze bir şeyler toplayarak eve geldim...

Öğlene bamya yenecek...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Deniz ve Piknik...

Badem işi biter bitmez saat 8.30'da Karaincir Plajı denen yere gittik. 
Burada denize girdik. Millet yavaş yavaş Datça'yı terk etmeye başlamış. Sol tarafta görülen damsız beyaz evler Karaincir Tatil Sitesi'nin evleri. Hemen solumuzda lokantalı, çay bahçeli, içkili bir yer var ama biz oraya gitmedik. 

Biz, plaj gibi yerlere giderken her şeyimizi yanımızda götürüyoruz bu gibi yerlere gitmiyoruz. Ama akşam Datça'ya ineceğimiz zaman haliyle oturulacak, yenilip içilecek yerlere giriyoruz. 

Biz burada tatilci olmadığımızdan, burada tatilciler gibi harvurup harman savurmuyoruz. Hepimizin işi belli memuruz, fazla açılmaya gelmiyor. Bir de buradaki fiyatları duysanız gözlerinize inanamazsınız. 

Neyse bu kısmı geçelim.  
Karşıda adanın oralarda bir duba görülmekte, oraya önce MHRMH yüzerek gitti, sonrada ben arkasından gittim. 

Gidene kadar da hayli yoruldum. Resmi büyültüp dikkatlice bakarsanız beni el sallarken göreceksiniz. 
                                                      

Marabam Şrf, yüzmeyi pek bilmiyor, o kumlarda oynuyor, yalnız bırakmamak işin ara sıra yanına geliyorum onun.

Plajdan sonra saat 15.00 gibi eve gelerek sabahleyin hazırladığımız nevalelerimizide alarak köyün mesire alanına gidip yemeğimizi orada yedik. O fotoğraflarıda yapıştıracaktım internet çok ağırlaştı yapıştıramadım.

Ağaçlar Yavaş Yavaş Düşürülüyor...

Saat 6.30'u gösterirken yazgılar serildi, sırıklar ele alındı...
Ağaca çıkıldı. 

Ağa ağaca mı çıkarmış? Evet ağa züğürt olunca ağaca da çıkar. 
Marabam Şrf'den Allah razı olsun, yerdeki tüm işleri ağaya bırakmadan kendisi yapar. Ağasının üzüldüğünü bildiği için daha fazla ağasını yorup kırmaz...
Ağa züğürt olunca ağaçları da züğürt oluyor. Ey Allahım, bir ağaçtan bu kadar mı badem çıkar? Yazık emeklerine ağamın...

Neyse diğer ağaçlarda 2-3 güne kadar olurlar onlarda bunlardan fazla var.

Şimdi kahvaltı yapılacak ardından da denize gidilecek.

22 Temmuz 2012 Pazar

İncirler Oldu

Datça'nın incirleri oldu. 

Ağaçları kontrol ederken ne göreyim, aralardaki bazı incirler olmuş. Hemen Senjaminle fotoğraflarını çektim. Bu incir sarı incir, bu olmuş. 

Fotoğrafı çekerken arka planda ocağımda kareye girmiş.
Karaincir'i kontrol ettiğimde bunların daha olmadığını gördüm.
Bu fotoğrafta sağdaki incirlere bakarsanız arada bir tane kırmızı, bizim kara dediğimiz incirden görürsünüz. Ama daha olmamış. 3-5 güne kadar onlarda olurlar.
Topladığım 8 inciri bir tabağa koyarak bu gün topladığım, kurumak için çarşafa serdiğim bademlerle birlikte görüntülemek istedim ama arka plandaki bademler net çıkmadılar.