10 Aralık 2010 Cuma

Fırçalarım Geldi

En sonunda fırçalarım geldi. 10/0 numara. Yani; sıfır numaranın 10 beden küçüğü.
Fırçaların inceliğini karşılaştırmak üzere yanına ucu yeni açılmış bir HB 2 numaralı bir kurşun kalem koydum. Resme tıkladığınız zaman fırçaların inceliği ile kurşun kalemin inceliği arasındaki fark görülecektir.
Farkı başka bir açıdan görmeniz için yanına birde kalem açacağı koydum.

Bu da boyanmak üzere hazırladığım, aharlı kağıda 10x14 cm. ebatlarında Mevlana minyatürünün karakalem çalışması.

SEATTLE

Seattle, Amerika Birleşik Devletleri’nin Washinton eyaletinde bulunan bir şehirdir. ABD'nin en kuzeybatı ucunda, King County'de yer alır.

Şehrin adı, şehrin kuruluşundan önce bölgede ikamet etmiş olup daha sonra göç ettirilen Kızılderili Duwamish ve Suquamish kabilelerin önderi Şef Seattle (Si’ahl)'dan alındı.

Kızılderili Şefi Seattle'ın heykeli
Starbucks Coffee'lerden birisinin içerisinde bulunan Türkiye'ye ait resimlerin çerçeveletilmiş resimleri (Dilara'nın kamerasından)
Nirvana, Alice in Chains, Pearl Jam, Soundgarden gibi pek çok grunge müzik grubu bu şehirden çıktığı için şehir grunge müzikle anılır olmuştur. Meşhur Starbucks cafelerinin de doğduğu yerdir.
Seattle'daki otellerden en büyüğü olan The Fairmond Olympic Hotel'in bahçe girişi (Dilara'nın kamerasından)
Dilara'nın kamerasından Seattle'ın çeşitli görüntüleri.


Seattle, ABD'nin en büyük ilk on şehrinden biridir. Kanada'da altın bulunması ile Kalifornia'daki altın avcıları Kanada'ya hücum etmiştir. Kanada hükümeti bir kural getirip altın avcılarının tam teçhizatlı olarak Kanada'ya girmelerini zorunlu tutmuş ve Seattle, Kanada'dan önceki son ABD şehri olduğundan bu sayede oldukça kalkınmıştır.

Ocak ayı ortalama sıcaklığı 4.5 °C iken, Temmuzda 18,4 °C'dir. 1961 - 1990 yılları arasındaki ölçümlere göre yıllık olarak ortalama 944,6 m3 yağış almaktadır. Seattle'ın doğal konumu çok etkileyicidir. Puget Sound'daki körfezi, karla kaplı, arka planda beliren Olympic ve Cascade dağlarıyla yemyeşil bir eyalet olan Washington, ve hepsinin üzerinde yükselen 4.400 metrelik Rainer Dağı'yla çevrelenmiştir. İklim, şehre "Zümrüt" unvanını kazandıracak kadar canlı ve nemlidir. İlkbahar ve yaz mevsiminde burası gerçekten de pırıl pırıldır.

7 Aralık 2010 Salı

DODURGA


Dodurga 1963 yılında yapılan referandumla belediyelik olmuştur. 09.05.1990 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile İlçe olmuş ve 01.09.1991 yılında İlçelik açılışı yapılarak ilk Kaymakamlık ve bağlı birimler oluşturulmuştur.

İlçenin nüfusu 3.500'dür.

Resimde; 100 Evler Mevkii, Dodurga Çok Proğramlı Lise'si ve Devlet Hastahanesi görülmektedir.

Dodurga Çok Proğramlı Lisesi.
İlçenin kuzeyinden bir görüntü.

Dodurga Belediye binası ve bahçesi.
Belediyenin girişi.
Belediye önündeki parkta bulunan Atatürk büstü.
İlçenin Garajından her saat il merkezine ve diğer civar ilçelere ulaşım sağlanmaktadır.
Dodurga sokaklarından görünüm.



2 Aralık 2010 Perşembe

Çorum Müzesi


İl merkezinde, Şehitler Abidesi yanında yer alan müze, 13 Ekim 1968 yılında hizmete açılmıştır. Tek katlı binada birbirleriyle bağlantılı dört teşhir salonu, eski eser deposu ve fotoğrafhane yer almaktadır.
Çorum Müzesi'nin çekirdeğini Alacahöyük, Boğazköy, Ortaköy, Eskiyapar, Pazarlı, Kuşsaray ve Alişar Höyük kökenli eserlerin yanında satın alma eserler teşkil etmektedir. Ayrıca müzede etnografik eserler de yer almaktadır.Birinci salon ve koridorda; Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait sikkeler, seramikler, cam koku kabı ve gözyaşı şişeleri, figürün ve heykelcikler, adak kabı, stel, lahit ve sütun başlıkları, süs eşyaları tipolojik olarak sergilenmektedir.İkinci salonda; Hitit ve Frig dönemlerine ait gaga ağızlı testiler, Hitit Dönemine ait banyo kabı, matara biçimli kap, vazolar, meyvelikler, ritonlar, kalıplar, potalar, ağırşaklar ve mühürler ile Frig Dönemine tarihlenen üzeri boyalı kaplar ve pişmiş topraktan üzeri kabartmalı çok renkli duvar levhaları sergilenmektedir.Salonların bağlantılarını sağlayan koridorda ise, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemine ait çeşitli formlardaki seramikler, idoller, taş ve bronzdan el baltaları, mızrak uçları ile Alişar kökenli kaplar yer almaktadır.Üçüncü ve dördüncü salonlarda Çorum yöresinin özelliklerini yansıtan halı ve kilimler, kadın giysileri, takı ve süs eşyaları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait silahlar, ahşap ve madeni eserler, el yazması dini kitaplar sergilenmektedir.Bahçede; Hitit Dönemine ait Boğa tasvirli çeşme, Roma ve Bizans dönemine ait heykeller, mezar stelleri ile mil taşları, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait kitabe ve mezar taşları teşhir edilmektedir.
Müzeye gittiğimde bayram tatiline denk geldiğinden yalnızca bahçede bulunanların görüntülerini alabildim.
Bahçedeki bloglardan görüntüler.
İlimiz sınırları içerisinde Hatti ve Hitit tarihinin araştırılmasına yönelik Boğazkale-Hattuşa kazıları yanında, Alacahöyük, Ortaköy-Şapinuva, Eskiyapar, Resuloğlu ve Bayat Derekutuğun kazıları devam etmekte. Bu kazılar ve elde edilen buluntular arkeoloji bilimi ile uğraşan akademisyenler tarafından devamlı olarak ilgi ile takip edilmekte.
Erzak küpleri.

Çorum merkezindeki kazılarda ortaya çıkartılan lahitlerden birisi.

Alacahöyük'de bulunan kaya kabartmalarındaki "12 Yeraltı Tanrısı"

Ölülerin gömüldüğü küpler.
Çeşitli mezar taşları kitabeleri.

25 Kasım 2010 Perşembe

Çok Uykusu Gelmiş...


"Dini inançları kişiyi kedisine ve köpeğine daha iyi davranmaya sevk etmiyorsa, o kişinin dini inançlarına saygım yoktur"

Abraham LINCOLN

22 Kasım 2010 Pazartesi

Irak Dinarı Ne Hale Gelmiş...


Bu resimde görülen Irak'ın yeni 5.000 dinarının ön yüzü.

Bu da yeni dinarın arka yüzü.

Bunlarda 5'lik dinarın eski şekli. 1995 yılındaki hali. Yani Amerika Irak'a girmeden önceki paralar.

Bunlarda yeni 10,0000'lik dinarlar.

Onluk dinar ne hale gelmiş? 10,000 bin olmuş.

Bu da bendeki eski 10 dinarın ön ve arka yüzü. 1995 yılında Zaho'ya geçtiğimde kullanmıştım bunları. Kullanmadığımıda hatıra olarak getirmiştim.

Bu da, Saddam zamanındaki 50 dinar.
Şimdi ne Saddam'dan eser var, ne de eski Irak dinarlarından. Daha doğrusu IRAK'dan...

Yeri gelmişken bir de fıkra anlatayım:

Tebrizkapı (Erzurum'da bir semt) civarında bir camide müezzinlik yapan Emin Hafız, darlandıkça uydurduğu firkete ile yardım kasasından kağıt paraları aşırmaktadır.

İmam Efendi, kasadan sürekli bozuk para çıkmasına bir anlam veremez ve işi kolaçan ettiğinde durumu anlar.

Münasip bir lisanla bunu Emin Hafız'a söyler:

-Hafiz, diyirem ecep bu kasaynan bir tilki mi oynir?

Tilkiliği kendine yediremeyen Emin Hafız, elini yumruk yapıp göğsüne vura vura:

-Ne tilkisi Hocam, bu aslan bu aslan!